Yıldırım Camii, Külliye ve Türbesi

Osmanlı Devleti’nin mimarlık ve yapı alanında bir üslup bütünlüğünü simgeleyen Yıldırım Külliyesi, Yıldırım Bayezid tarafından 1390’lı yıllarda yaptırılmıştır. Cami, medrese, imaret, darüşşifa, mektep, hamam ve türbeden oluşan külliyeden günümüze cami, hamam, medrese, darüşşifa ve türbe kalmıştır. Yıldırım Külliyesi içinde yer alan yapılardaki mimari, sanatsal unsurlar “Beylikten Devlete “ geçişin de bir göstergesi gibidir.

Yıldırım Camii

Yıldırım unvanıyla bilinen Sultan 1. Bayezid’in Bursa’da 14. yüzyılda inşa ettirdiği külliyede yer almaktadır. Zaviyeli ya da tabhaneli olarak da bilinen plan şemasına sahip olan Yıldırım Camisi, kendisinden önceki Orhan Camisi ile 1. Murad’ın Çekirge’deki camisinin bir benzeri olmakla birlikte yapısallık ve işçilik açısından onlardan daha gelişmiştir. Kusursuz inşaatı, temiz yapılışı, kesme taş cepheleri, son cemaat yeri, en önemlisi de Bursa kemerinin ilk olarak burada kullanılması ile dikkat çeker. Bir tepe üzerinde yer alan cami, Bursa ovasından bakıldığında görkemli görüntüsüyle Bursa’nın siluetine çok şey katmaktadır. Binada yer yer çini işlemeler ve zengin mukarnas süslemeler bulunmaktadır. Giriş üstünde hünkar mahfili denilen ikinci kat, çıkılması güç ve karanlık bir yerdir. 1855 depreminde minaresi yıkılan Yıldırım Cami’sinde 1963 yılında binadan ayrı olarak bir minare yapılmıştır.

Yıldırım Medresesi

14. yüzyılda inşa edilmiştir. Erken dönem Osmanlı medreselerinin arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olan yapı, Osmanlı mimarisinde, önü kapalı ilk medresedir. 20 odanın yer aldığı medrese bahçesinde mermer bir şadırvan bulunmaktadır. Birçok kez onarım görmüş olan yapı, bugün dispanser olarak hizmet vermektedir.

Yıldırım Darüşşifası

Osmanlı devletinin ilk hastanesi olarak kabul edilen yapı büyük külliyenin bir parçasıdır. 14. yüzyıl yapısı olan Darüşşifa 2001 yılında restorasyonu tamamlanarak, göz hastanesi olarak hizmet vermeye başlamıştır.

Yıldırım Bayezid Türbesi

Türbe 1406 yılında Yıldırım Bayezid’in oğlu Emir Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Türbe, önündeki revakıyla, kendinden sonra yapılan revaklı Osmanlı Türbelerinin öncüsü olmuştur. Türbe içinde Yıldırım Bayezid’in sandukası dışında oğlu İsa Çelebi’nin sandukası da yer almaktadır.

 

 

 

Muradiye Cami, Külliye ve Türbeler

Muradiye Külliyesi, Bursa’da Osmanlı sultanları tarafından yaptırılan son külliyedir. Sultan II. Murad tarafından 1425-1426 yılları arasında yaptırılmış ve içinde bulunduğu semte ismini vermiştir. Cami, medrese, hamam, darüşşifa ve türbeden oluşan Muradiye Külliyesi’ne Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde yapıldığı bilinen türbeler de eklenmiştir.

Ölüm ile yaşamı, rüya ile hakikati, hüzün ile huzuru bir arada tadabileceğiniz, hissedebileceğiniz, bu mistik mekanın bahçesinde, yer alan çınarlar servilerin gölgesinde, çiçekler arasında, bedenen ve ruhen dinlenebilirsiniz.

Muradiye Camii

1425-26 yılında yaptırılan II. Murad Camii, zaviyeli plan tipi camilerin en yalın biçimini yansıtmaktadır. Oldukça yalın bir plana sahip olmasına karşılık, gerek dış cephesi, gerekse iç mekanları süsleme bakımından oldukça zengindir. Dış cephede taş ve tuğla işçiliği, iç mekanlarda ise renkli sırlar ve çeşitli motiflerle çiniler sanat tarihi açısından önem arz etmektedir.

II. Murad Türbesi

Muradiye Külliyesi’nin merkezinde, caminin güneybatısında II. Murad türbesi yer almaktadır. Kare planlı olan türbenin, II. Murad’ın mezarının bulunduğu alanın kubbesi açık bırakılarak, yamur suyunun mezara gelmesi sağlanmıştır. Sultan II. Murad, “Allah’ın rahmeti, ister güneş ve ayın parlaklığı, isterse cennetin yağmuru veya çiği olsun, mezarımın doğrudan üzerine yağsın” diye vasiyet ettiği bilinmektedir. Uhrevi aleme olan bağlılığı ve gösterişten hoşlaşan yapısı olan Sultan II. Murad’ın türbesi de oldukça sadedir. Aynı türbe yapısı içerisinde yer alan yan odada iki büyük oğlu ve bir kızının mezarları bulunmaktadır.

Sultanlıktan kendi isteğiyle ayrılan ilk ve son hükümdar olan II. Murad, Bursa’da gömülen son Osmanlı padişahıdır.

Muradiye Türbeleri

Osmanlı hanedan üyelerinin türbelerinin yer aldığı külliyede 12 türbe bulunmaktadır. Bursa’nın Osmanlı türbeler şehri olarak anılmasında büyük bir paya sahip olan külliyenin bahçesinde yer alan türbeler, adeta hüznün acı meyveleri gibidir. Fatih Sultan Mehmed’den itibaren 100 yılı aşkın bir dönem içinde peyderpey yaptırılan bu komplekste ; Hüma Hatun (Hatuniye) Türbesi, Şehzade Alaaddin Türbesi, Şehzade Ahmed Türbesi, Şehzade Mustafa Türbesi, Şirin Hatun Türbesi, Gülruh Hatun Türbesi, Ebe Hatun (Fatih Sultan Mehmed’in Ebesi) , Şehzade Mahmed Türbesi, Mükrime Hatun Türbesi, Gülşah Hatun Türbesi, Saraylılar (Cariyeler) Türbesi bulunmaktadır.

II. Murad Medresesi

Bursa’da inşa edilen son selatin medresesidir. Altıncı Osmanlı padişahı II. Murad tarafından yaptırılmıştır. II. Murad’ın Bursa’da kurduğu medrese dışında, cami, imaret, zaviye, muvakkithane, hamam ve bir de misafirhane yaptırdığı bilinmektedir. Medrese, kendi adıyla anılan caminin yaklaşık 40 m. batısındadır. Öğrencilerin kalabileceği ölçülerde 14 odası ve bir büyük dershanesi bulunan medresenin bir de kütüphanesi vardır. Bursa’daki güzel medreselerden biri olan Muradiye Medresesi, 1951 yılında restore edilerek yakın zamana kadar Verem Savaş Dispanseri olarak kullanılmıştır. 2005 yılından bu yana “Döne Ocak Kanser Erken Tanı Merkezi” olarak kullanılmakta olup, içinde bir de sağlık müzesi bulunmaktadır.

 

 

I. Murad Hüdavendigar Camii ve Medresesi

1363 yılında inşasına başlanan cami, Sultan I. Murad tarafından yaptırılmıştır. Yapımı 19 yıl sürdüğü bazı kayıtlarda ifade edilen Cami, iki katlıdır. Alt kat cami, üst kat ise medrese yer almaktadır. Caminin dışında, ayrı bir yapı olarak olması gereken zaviye ve medrese mekanları bu külliyede, ibadet yeri ile iç içedir. Hüdavendigar Cami, kemerleri, ve giriş bölümünün yapısal özellikleri açısından, Bursa’daki Erken Osmanlı Dönemi Camilerinden farklılık göstermektedir.

1.Murat Türbesi

Hüdavendigar Camii karşısında yer alan I. Kosova Savaşı’nda (1389) şehit olan Sultan I. Murad’ın türbesini oğlu Yıldırım Bayezid yaptırmıştır. Ancak günümüzde mevcut olan türbe, eski temelleri üzerine, 1855 depremi sonrasında yeniden yapılmıştır. Türbenin içerisinde pirinç parmaklıklarla çevrili Sultan I. Murad’ın sandukası vardır. Türbede Sultan I. Murad’ın Türbesi dışında yedi şehzade sandukası bulunmaktadır.

Yeşil Türbe

Yeşil Camii’nin güneyinde bulunan Yeşil Türbe, Yıldırım Bayezid’in oğlu Çelebi Mehmed tarafından 824H. (1421) yılında yaptırılmıştır. Türbenin mimarı Hacı İvaz Paşa’dır

Türbe sekiz köşeli bir yapı olup, dıştan yüksek kasnağı, sivri kubbesi ile karakteristik bir uslubun anlatımıdır. Yapı , sandukaların bulunduğu zemin kat ve kripto vazifesi gören tonozla örtülü bir bodrumdan oluşmaktadır. Kubbe her yüzünde sivri kemerli birer küçük pencere bulunan sekiz yüzlü kasanak üzerine oturur. Kubbeye geçiş, prizmatik üçgen dizisinden oluşan bir kuşakla sağlanmıştır. Kuzey yönündeki girişin sağında ve solunda yer alan mihrapcıkları, ayakkabılıkları, kapı üzerindeki skalaktitleri, kitabesi, dilimli kubbesi, çeşitli renk ve motiflerdeki çiniler ile bezenmiştir. Çiniler kabartma ve sır tekniğinin en güzel örneklerindendir.

Türbenin içinde Çelebi Mehmed’in çiniler ile bezenmiş sandukası yer alır. Sekiz köşeli, yanları mermer, üzeri çini kaplı bir mermer kaide üzerine yerleştirilmiş üzeri beyaz, mavi, sarı, lacivert çinilerden oluşan yazı bordürü ile süslenmiştir.

Mihrap nişi oldukça yüksek tutulmuştur. Rumi palmet, kıvrık dal motifleri, kalın yazı dizisi ve tepeliği ile Yeşil Camii mihrabına benzemektedir. Türbenin içte yüzeyini yerden 3.00 m ye kadar yükselen altı köşe firuze duvar çinileri ve altın yaldızlı rozetler oluşturur. Türbenin çinileri, kitabesinde de belirttiği üzere Mecnun Mehmed tarafından yapılmıştır.

 

 

Emir Sultan Camii

Yıldırım Bayezid’in kızı ve Emir Sultan’ın eşi Hundi Hatun tarafından 15. yüzyılda inşa ettirilmiştir. Emir Sultan adına yaptırılan cami, Bursa camileri arasında en büyük kubbeye sahip olandır. 1795 yılında tamamen yıkılan kubbesi, 1804 yılında III. Selim tarafından yeniden yaptırılmıştır. Oldukça geniş bir avlusu olan Emir Sultan Camii, ziyarete gelenleri ilk olarak bu geniş avluda karşılamaktadır.

Yeşil Camii

1414- 1419 yılları arasında inşa edilen Yeşil Cami, Hacı İvaz Paşa’nın en önemli eserlerinden biridir. Ters T plan şemasına sahip caminin üzeri iki kubbe ile örtülmüştür. Cami mihrabı, mahfili dönemin İznik çinileri ile bezeli olup görkemli bir dekorasyona sahiptir. Bina girişindeki taç kapı Türk taş oymacılığının özgün bir ürünüdür. Kubbedeki sekizgen aydınlık feneri, altında yüksek kenarlı yekpare sekizgen, mermer bir havuz yer almaktadır. Caminin mermerden yapılan kuzey cephesinde, dört pencere iki ufak mihrap ve üstte korkuluklu dört niş bulunmaktadır. Pencere kapakları ahşap işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Caminin son cemaat yeri Çelebi Sultan Mehmed’in ani ölümü üzerine yapılamadan kalmış, düşünülen şeklini alamamıştır.

Ulucamii

Yıldırım Bayezid tarafından, Niğbolu Zaferi sonrasında 1396 yılında yapımına başlanılan ve 1399 yılında tamamlanan Ulu Cami, günümüzde şehrin merkezi durumundaki Atatürk Caddesi üzerinde bulunmaktadır. Cami zaman içerisinde istila, deprem, yangın gibi felaketlerden oldukça zarar görmüş ve çeşitli onarımlar geçirmiştir. Dikdörtgen bir plana sahip olan Ulu Camii aynı zamanda Erken Dönem Osmanlı Mimarisi, çok kubbeli camileri arasında en büyük ve en anıtsalı olma özelliğine de sahiptir.

Yirmi kubbe ile örtülü olan caminin orta kısmındaki kubbesinin üstü camlı olup, altında onaltı köşeli büyük mermer bir şadırvan bulunmaktadır. Bir söylenceye göre Niğbolu Zaferi sonrasında Yıldırım Bayezid şehre 20 cami yapılmasını istemiş ancak Emir Sultan Hazretleri yeni oluşan şehirde 20 caminin fazla olacağı düşüncesiyle, 20 kubbeli bir caminin daha uygun olacağını Yıldırım Bayezid’e bildirmiştir. Hatırı sayılır bir kişi olan Emir Sultan Hazretleri’nin bu fikri, Yıldırım Bayezid tarafından da uygun görüldükten sonra caminin yapımına başlanmıştır. Caminin doğu, batı ve kuzey cephelerinde olmak üzere üç kapısı bulunmaktadır. İki minaresinden batıda olanı Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılmıştır.

Kündekari tekniği ile Antepli Hacı Mehmed bin Abdülaziz ed-Devvaki tarafından yapılmış olan minber, caminin en özgün ve en güzel eserlerinden biri olup, eşine az rastlanılır bir sanat eseridir. Minberin doğu yakasında güneş sistemi, batı yakasında ise galaksi sistemi yer alırken evrenin kül olarak tasvir edildiği ileri sürülür. Ayrıca gezegenlerin büyüklük oranları ve yörüngeleri gerçek oranlarla örtüşür. Mihrabı ise, 1571 yılında Mehmed Usta tarafından yaptırılmıştır.

Ulu Cami içinde 19.yy.’ın ikinci yarısında ve 20.yy.’ın başlarında duvarlara yazılmış olduğu tespit edilen 192 adet yazı, hat sanatının özgün örnekleri arasında gösterilmektedir.

 

 

Bizi Takip Edin

Yeşil PR İletişim&Yayıncılık

Bursa Bölgesel Turist Rehberleri Odası

Bursa - Bilecik - Kütahya

 

ADRES : Reyhan Mah. Park Sok. Melek Sultan İş Merkezi

No:12/25, 16030 Osmangazi,  Bursa / TÜRKİYE

TEL : +90 224 225 25 16

FAKS : +90 224 222 25 16

E-POSTA : buro@buro.org.tr

Çalışma Saatimiz: 09.00 – 17.00